
İLÇEMİZ VE KÖYÜMÜZÜN TARİHTEKİ YERİ
Selçuklular zamanında İlçemiz Saltukoğulları Beyliğine bağlı olarak kalmış bu durum Moğol istilasına kadar devam ederek, istila sonrası Moğollara bağlanmış, daha sonra Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u fethiyle ilçe civarları da Osmanlı sınırlarına dahil olmuştur. 15.yüzyıl ortalarında Ahıska, Şavşat, Çıldır, Ardanuç, Tortum, Yusufeli adı ile beş bölgede beş kola ayrılan Atabekleryurdu olarak ilçemiz de anılmaktadır.
Asıl buhranlı dönem, yörede 93 Harbi denilen, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı ile başlamıştır. Bu savaşta Doğu Cephesi Komutanı Gazi Muhtar Paşa'nın Rusları Zivin Gedikleri Muharebesinde yenmesine rağmen bu başarısı üstün Rus kuvvetleri karşısında Osmanlı ordusu Erzurum'a çekilmek zorunda kalmıştır. Ruslarla yapılan Berlin Antlaşması ile Batum, Kars, Ardahan, Eleşkirt, Doğubayazıt, Oltu, Şenkaya ve İlçemiz Olur dahil olmak üzere Ruslara savaş tazminatı olarak verilmiştir. 19717 Yılında Rusya'da çıkan Bolşevik İhtilali nedeniyle yörede bulunan Rus Birlikleri bir takım ağır silah ve mühimmatı bölgedeki Ermenilere bırakarak çekilmişlerdir. Silah ve cephane yönünden güçlenen Ermeniler Oltu Sancağı'nın Olur'a bağlı 26 Köyünde sürekli katliam yaparak köyleri acımasızca yakıp yıkmışlardır. bunun üzerine bölgede silahlı milisler oluşturularak yöre halkı örgütlenmiştir. Örgütlenen yöre halkı Ermenilere karşı direniş hareketleri başlatmıştır. Daha sonra 6.Tümen Komutanı Yarbay Gürsel Bey komutasındaki birlikler 25 Mart 1918'de Oltu'yu; aynı birlikler Olur çevresinde oluşturulan milis kuvvetler ile birlikte 28 Mart 19187de de Olur ve civarını da düşman işgalinden kurtarmışlardır.
İlçemiz 1958 yılına kadar Oltu ilçesine bağlı bucak olarak kalmış 1958 yılında ise İlçe olmuştur.
OLTU TAŞI

Kaynak:ortizliler.com
Oltu Taşı, adını Oltu ilçesinden almasına karşın, büyük bir kısmı, esas kaynağı bu Çataksu (Tavusker) Köyümüzde bulunmaktadır. Akdağ, yani Kah'ın meşesi diye bilinen dağın arka yüzünde bulunan Kabuşut ve Haslar mezrasından 1970 li yıllara kadar köyün ileri gelenleri bu bölgede yer altından tüneller kazarak yaklaşık 140-150 metre derinlikten ilkel araçlarla (murç, çekiç, eski tip arı kovanı ve karpit) çıkarılmaktaydı. Zamanla buraya da el atan MTAE (Maden Tetkik Araştırma Endüstrisi) ancak maliyetin çok yüksek olması nedeniyle bu sevdadan vazgeçmiştir. Yine köyün ileri gelenleri; ilk zamanlar yer altından 45 derece meyille damarlar halinde bulunan Oltu taşının çok bol miktarda olduğu, tabiri caiz ise çay paketi büyüklüğünde çıkarıldığını, kendi el işlemeleri ile değerlendirildiğini ve zamanla teneke hesabı satıldığını yine köye sar diye tabir edilen kızaklarla getirdiklerini ve yer altında sakladıklarını (güneş görmesin diye) saklandığı söylenmektedir. Erzurum'dan ve Oltu'dan gelen işlemeciler toptan alıp götürürlerdi.
Ancak; şimdi ise durum çok farklı artık Oltu taşının hammaddesi belirtilen yerlerde çok az bulunmakta, gerek köyden kente göç, gerekse Rus taşının ithal edilmesiyle birlikte tarihe karıştı.
YEMEKLERİMİZ
Tandır Ekmeği
Yatık Döner
Cağ kebabı
aslında Tortumluların buluşu, fakat Oltulular ve Olurlular erken davranıp cağ kebabına Oltu kebabı denilmesini başarmışlardır.
Cağ kebabı alttan değil, yandan verilen odun ateşiyle pişirilmesi gerekir.
Cağ kebabı köylerde içine reyhan katılarak ve ağaçlara saplanarak yapılır.
Meşe odunuyla pişen cağ kebabı daha lezzetli olur.
ODUN ATEŞİNDE CAĞ KEBABI
Çorba sonrası masaya gelmeye başlayan, etrafı nefis kokularla çevreleyen ince demir çubuklara geçirilmiş meşhur cağ kebapları perhizi bozmaya değer nitelikteydi. Cağ kebabının en sevilen özelliği eti doğal haliyle yiyerek tadına varmanız oluyor. Kuzu etine sadece soğan ve karabiber katılarak yatay bir şekilde odun ateşinde pişirilen cağ kebabı odun ateşinde pişirildiği için diğer kebap türlerinden daha değişik bir lezzete sahip.
NE KADAR YEDİĞİNİZİ FARK ETMİYORSUNUZ
Sıcak sohbetiniz devam ederken bir ara garsona kaç şiş, kaç çağ kebabı yediğimizi sorduğunuzda, yedi, cevabı gelince biraz fazla yediğinizi sanıyorsunuz. Fakat şişler sırayla, yavaş yavaş, sıcacık gelirse ve bir de yanında sumaklı soğan, küçük turşu, salamura kekik ) ve sıcak pide varsa ne kadar yediğinizin farkına varamıyorsunuz. Cağ kebabı, 'yatık döner' olarak da bilinen, kuzu budundan yapılan bir çeşit kebaptır. Cağ kebabının lezzet sırrı etin terbiyesi ve pişirilme şeklindedir.
Erzurum'a özgü olan cağ kebabı, önceden terbiye edilmiş etin yatık bir şiş üzerinde odun ateşi eşliğinde pişirilmesiyle hazırlanır. Cağ adı verilen şişler kullanılarak servis yapıldığından bu adı almıştır. Servisi, yine yöreye özgü lavaş ekmeği ile beraber yapılır
Cağ Garnitür soğan ve marul salatası, közlenmiş biber, dilim domates ile birlikte servis edilir. Yanında Yayık ayranı tavsiye edilir.
Hazırlanışı
İyi bir yemek hazırlamak kaliteli malzeme seçimiyle başlar. Malzemeden Ödün vermemek kaliteden ödün vermemek demektir.
Cağ kebabı kuzu budu ve kuzu bonfilesi ile birlikte hazırlanır. Cağ kebabının lezzetini etin kalitesi ve etin terbiyesi oluşturur
Lezzetin güzelliğinde et kalitesi var o sırrı size verebiliriz ancak eti nasıl terbiye ediyoruz bırakın onun sırrıda bizde kalsın.
Yayık ayran
Ayran sulu yoğurt değildir. Gerçek anlamda ayran yayık ile hazırlanır.Yayık ile yapılan köpük ayranın tadına doyum olmaz
Lavaş Ekmeği Tandırda Erzurum usülü hazırlanır. Kıvamında pişmiştir. Günlük hazırlanır.
ETLİ YEMEKLER:
Köy evlerinde kışlık kavurma yapılarak uzun süreli olması için saklarlar ve taze etlerle ağaç şişlerle döner başta olmak üzere çeşitli kızartmalar yapılır.
TATLILAR: Başlıcaları hasuta, kaysefe, zurbiyet ve ballı lokumdur.
ETLİ NOHUT:Bir gün öncesinden nohutlar suda bekletilir kuru fasulye gibi yapılır.Malzeme kuru nohut salça tuz. dana eti tereyağı
DUT AŞİ: Kurutulmuş dutlar tavda kaynatılarak daha sonra süzgeçten süzülür ve üzerine kuru ceviz dövülerek serpilir ve tereyağından anuğ olarak dökülür servis yapılır. Genelde lohusa kadınların tercih ettiği yemekler arasında gelir......
KUYMAK:Bir tencereye konulan kaymak,kaynatılır. Kaynamakta olan kaymağa mısır unu yedirilerek karıştırılır. Hamur kıvamına gelince kaynatılıp yağını bırakınca indirilir
KAVURMA
HAZIRLANIŞI: Dana veya sığır etinden yapılır kazanlarda kaynatılır kendi iç yağıyla tam kıvamına gelinceye kadar kaynatılır
SÜT VE SÜT MAMÜLLERİNDEN YAPILAN YEMEKLER: Süt ve süt mamullerinden yapılan yemekler arasında Kaymak, Taze peynir ve yağda yapılan peynir yumağı.
TURŞU KAVURMASI:
KAYGANA: Eritilmiş tere yağına yumurta kırılır.Üzerine tuz ilave edilerek pişirilir.
kaynatılır.Tavada salça ve soğanla kavrulan yağ (anuğ) katılır. Lora sarımsak doğranıp sos yapılarak üzerine dökülüp servis yapılır.
ZÜRBİYET: Tabağa konulan dut pekmezin üzerine eritilmiş tereyağı dökülür.
PEYNİR ERİTMESİ: Tavada tereyağı eritilir.Buna peynir ilave edilerek ocağın üzerinde karıştırılarak pişirilir.Yumurta da kırılabilir.
PATATES KAVURMASI: Haşlanmış patatesler soyulur, ufalanır. Yağda soğan kavrulur,yumurta da kırılır. Patatesle birlikte tuz konularak kavrulur.
PATATES YEMEĞİ: Patatesler soyulup parçalar halinde doğranır.Bir tencerede yağ soğan ve salça kavrulur.Patatesler dökülür üzerine tuz ve su konarak pişirilir.
PAZİ KOLU KAVURMASI: (Şeker pancarı) Pazı yaprakları suda haşlandıktan sonra doğranır.Yağ,soğan soğan ve yumurta bir tencereye konarak kızartılır. Haşlanmış pazı yaprakları bunların üzerine dökülerek karıştırılır.
KAYGANA: Eritilmiş tere yağına yumurta kırılır.Üzerine tuz ilave edilerek pişirilir.
SİNOR: Böreklik açılan yufkalar sacda pişirilir. Rulo haline getirilerek iki parmak eninde kesilir.Tepsilere dizilerek fırında kızartılır. Yenileceği zaman bir kaba dizilir.Ilık su ile ıslatılır.Üzerine yoğurt ve yağ dökülerek yenir.
ERİŞTE: Yufkalar sacda pişirilir. Rulo haline getirilir.Bu rulo,makarna gibi ince ince kesilir.Fırında veya pilekide kavrulur. Bir kaba alınır. Üzerine ılık su dökerek ıslatılır.Eritilmiş tereyağı dökülerek ramazanlarda yenir.
BÖREK: Yufkalar açılıp pişirilir.Üst üste konarak saklanır. Yenileceği zaman ıslatılır bir tepsiye üst üste konur.Yufkaların arasına yağ ve ceviz konur. Hafif ateşte pişirilerek yenir.
KATMER: Yufkalar açılıp bir tepsiye dizilir.Bu yufkaların arsına ceviz içi ve tereyağı konulur. Fırında pişirilerek yenir.
LUKUM: Hamur sıvı şekilde yoğrulur.Elle alınıp,yumrukla sıkılır.Kaşıkla alınarak kızgın yağa atılır.Kızardıktan sonra çıkarılır. Bal ve pekmezle yenir.
BİŞİ: Mayalı hamur yuvarlak bir şekilde açılır. Tavada kızgın yağda pişirilir.
ŞOTİ: Mayalı hamur yuvarlak bir şekilde açılır. Sacda pişirilir. Üzerine tereyağı sürülerek de yenilir.
CADİ ÇORBASI:( Mısır unu) Kaynar suya mısır unu yavaş yavaş ydökülür.Çorba kıvamına gelince indirilir.Üzerine yağ,soğan ve salça dökülür.
Kıtlama Çay
Bilindiği üzere ülkemizde ve dünyanın bir çok ülkesinde çay yaygın olarak tüketilmektedir. Her ne kadar Çinlilerin bulduğu söylensede en büyük çay tiryakileri ülkemizde bulunmaktadır. Gelelim Erzurum' a. Erzurum' da çayın yeri bir başkadır. Erzurum' a yolunuz düşerde tanıdık veya tanımadık birine misafir olursanız size çay içirmeden göndermez. Ancak şunu hatırlatmakta fayda var, eğer çay kaşığı gelmezse paniğe kapılmayın. Çünkü Erzurumlular çayı ''Kırtlama Şeker'' adını verdikleri, küp şekere benzeyen ama oldukça sert olan bir şeker ile beraber içerler.
Şayet ''Kırtlama Şeker'' ile çay içmeyi bilmiyorsanız iki yöntem var. Birincisi ''Kırtlama Şekeri'' çaya karıştırıp dakikalarca erimesini beklersiniz ki bu sürede çayınız soğuyacağından bu pekde tavsiye edilen bir yöntem değildir. İkinci yöntem ise ''Kırtlama Şeker'' ile çay içmeyi bir an önce öğrenmelisiniz. Erzurum'a gittiğimde önceleri biraz zor gelsede Ankara'ya döndüğümde çayı ''Kırtlama Şeker'' ile içmeye başladım. İnanın çok daha güzel bir tat kazanıyor çay.
Erzurum'a yolunuz düşerse cağ kebap yedikten sonra tadacağınız ikinci şey mutlaka ''Kırtlama Şekerle'' içeceğiniz çay olmalıdır. İnanın 10 Kg. ''Erzurum Kırtlama Şekeri'' alıp Ankara'ya getirdim ve tam bir çay tiryakisi oldum çıktım.
Eğer ''Kırtlama Şekerle'' çay içerken koyu bir sohbetin ortasında iseniz ikinci demliğin (çayniğin) bittiğinin farkına bile varmazsınız. Daha sonra üçüncü demlik ocağa koyulur ve doyum noktasına ulaştığınızı düşündüğünüz anda ''Cırıldım Çayı'' ikram edilir size. ''Cırıldım Çayını'' içmemek ev sahibine karşı büyük bir hakaret anlamına geleceğinden size ikram edilen bu son bardağıda bitirmelisiniz. Son bardaktaki çayı da içtikten sonra çay bardağını çay tabağının üzerinde yan yatmış vaziyette bırakmalısınız. Bizden size tavsiye bunu mutlaka yapın yoksa gözlerinizi hastanede açabilirsiniz :)
Son olarak ''Kırtlama Şeker'' ile çay içmek ve bunun tadını çıkarmak istiyorsanız mutlaka ince belli çay bardağı kullanın. Çünkü kupa ve fincan türü bardaklarla içtiğinizde tat alamazsınız.
CEVİZLİ EKMEK: Mayalı hamurdan bir parça alınarak yuvarlak biçimde elle açılır. Ortasına ceviz içi ve yağ konur.Hamurun üst kısmı büzüştürülerek birleştirilir.Üzerine yağ sürülerek fırında pişirilir.
HELVA: Un yağda kavrulur.Dut pekmezi dökülerek karıştırılır.Elle yumurta büyüklüğünde şekiller verilerek servis yapılır.
KETE: Kulak yumuşaklığı kıvamında mayalı hamur yapılır. Bir parça alınarak yufka açılır.İçine yağ ve ceviz konur. Rulo haline getirilir, yuvarlak bir şekil verilir. Oklavayla biraz açılıp pişirilir.Zarf şeklinde yapılabilir.
BÜKMA:Yufka açılır,yağ ve döğülmüş ceviz konur.Oklavaya sarılır,elle sarılarak bir araya toplanır.Oklavadan çıkarılarak tepsiye dizilir.Fırında pişirilir.
MAFİŞ: Mayalı hamurun Üçgen muska çörek şekilde pişirilmiş şekli.
GEVREKLİ:Kaymak az ılındırılır. Perkçe yoğrulan hamurun içine katılır. Yuvarlak bir şekilde pişirilir. Yayla dönüşünde çocuklara dağıtılır.
PUĞACA: Perkçe yoğrulan mayalı hamur yuvarlak bir şekilde bir bezin üzerine çıkarılır. Az mayalandıktan sonra pişirilir.
ÇÖREK: Mayalı hamur yoğrulur.Mayalandıktan sonra yuvarlak şekiller de çıkarılır.Daha sonra pileki veya fırınlı sobada pişer. Altaylar’da Türkler, güneşe benzetmek için ekmeklerini bu şekilde yaparmışlar.Bizim ekmeklerimiz de yuvarlak.
ASMA YAPRAĞI: Kurutulmuş asma yaprağı,ince ince doğranır. Yağ ,soğan ve salçayla kavrulur.Asmalar içine dökülür.Bulgur su ve tuz katılarak pişirilir.Üzerine yoğurt veya lor dökülerek yenir.
LAHANA: Beyaz lahana dokranır.Tencerede yağ ,soğan salça kızrtılır.Lahana içine dökülür.Bulgur ve tuz konularak pişirilir.
HAM DOMATES YEMEYİ:Olmamış domateslerin çekirdekleri çıkarılır.Yağ ve soğanın içine dökülür.Bulgur ve tuz katılarak pişirilir.
FIRINDA KABAK: Kabak soyulup ufak parçalar halinde doğranır. Bir tepsiye dökülür. Soğan,yağ ve ceviz dökülerek fırına sürülür.
HARŞO: Kızartılmış soğanın üzerine domates konularak yapılır. Biber patlıcanda ilave edile bilir..
TUTMAÇ ÇORBASI: Bu çorbanın adı,Divanü Lügat-it Türk’te var. Ahıska bölgesinde aynı çorba yapılmaktadır.
Mayasız hamur sert kıvamlı olarak yoğrulur.Kalınca yufka açılır.Bu yufka ikiye katlanarak,üç parmak eninde parçalara ayrılır.Bu parçalarda dört köşe küçük kareler halinde kesilir.Kaynamakta olan suya dökülür.Pişince ateşten alınır.Sovuk suyla açılmış lor katılır.Ayrı bir tavada kızartılan sarı yağın içine bir avuç kadar kare kesilmiş hamurlar atılarak kızartılır.Kondarda konularak tencereye dökülüp servis yapılır.
MAKARNA:Hamur açılır.Yufka katlanarak üç parmak eninde şeritler halinde kesilir. Bu şeritler ince ince doğranır.Kaynamakta olan tuzlu suya atılır.Piştikten sonra süzülür.Bir tepsiye alınarak içine peynir veya ceviz içi konur. Üzerine eritilmiş tereyağı dökülür.
ERİŞTE ÇORBASI:Makarna gibi kesilen hamur kaynar suya dökülür. Piştikten sonra üzerine yağda kavrulan soğanla salça konur. Haşlanmış kuru fasulyede katılabilir.
UMAÇ ÇORBASI: Bu çorba güney Azarbaycan Türkleri tarafından da yapılır. Doğu Türkistan masallarında da adı geçmektedir.Una,su serpilkir.Elle oğuşturulur arpa büyüklüğünde taneler haline getirilir.Bu taneler,kaynar suya atılarak pişirilir.Ayrı kapta açılan lor dökülür.Üzerine yağ ve kondar konur. Lor katılmayıp, yağ, salça ve soğanla da yapılabilir.
SEBZELER VE KIR OTLARINDAN YAPILAN YEMEKLER:
Çevrede yetişen fasulye, lahana, soğan, bakla gibi sebzelerden belli yemekler yapılır. Diğer kır ve bahçelerde kendiliğinden yetişen dağ pancarı, kuşekmeği, kazayağı, gımı, kavurma, semizotu, ebegümeci gibi bitkilerden yapılan sebze yemekleri olup, taze asma yaprağı kurutularak yapılan nepürşen ve taze fasulyenin kurutulup kabukları ile etli ve ekşili olarak yapılan puçuko hak arasında yemeklerin en meşhurudur.
HAMUR İŞLERİ:
Hamur işlerinden katmer, erişte, hıngal, çergabaz, bişi, lokum ve börekler yer almaktadır.
KABAK ÇORBASI: Kabak,bir tencerede suyun içinde pişirildikten sonra soyulup ezilir.Lapaya sütdökülerek karıştırılır.Tekrar kaynatılarak,indirilip servis yapılır.
ÇİNÇAR ÇORBASI:( Isırgan otu) Çinçarlar ayıklanır,yıkanır ve doğranır.Suda haşlanır.Bir yumurta,peynir ve birazda un karıştırılarak haşlama tenceresine ilave edilerek karıştırılır.Tavada tere yağı, yumurta kızartılarak ilave edilebilir.İstenirse bulgur katılarak yapılabilir.
KIZILCIK EKŞİSİ ÇORBASI: (Koruh aşı) Umaç çorbasında tarif edildiği gibi hamur elde edilir.Bu hamurlar suda haşlanır.İçine kızılcık şurubu katılır, kaynatılır.
PANCAR ÇORBASI: Dağlarda toplanan pancar otu ayıklanıp temizlenir.Umaç verilir.Kaynamakta olan süte ilave edilerek karıştırılır. Süt katmayıp bulgurla yapılırsa yağ katılır. Tarlalarda toplanan şirindele ,haşlanarak süzülür.Yağla yumurtayla kavrulur.
KALAC AŞI: (Kalaç Türkleri,286-330 yılları arasında Çoruh aşağıları ile Erzurum Olur Ortiz Tavusker Parisor Hükam Ori ve Dere köylerinin kesimindeki bölgenin adı) bayat ekmekler derin bir kaba doğranır. Soğan ve yağ tavada kavrulur.Üzerine suyla açılmış lor konur. Biraz kaynatılır. Ekmeklerin üzerine dökülerek servis yapılır.
PİLEK KEBABI: (Pileki) İçinde ekmek pişirilen çamurdan yapılan araç. Pilekinin içine, topraktan yapılmış sini veya alüminyum sini konulur.Dövülen et,soğan ve biberle birlikte pişirilir.
LENGER KEBABI: Soyulmuş patatesler doğranır.Bir tepsiye dökülür.Parça et ve soğan ve tereyağıyla birlikte fırına sürülür.
DÖGMEÇ: Sıcak cadi(mısır ekmeği) lokmalar halinde bir kaba doğranır.Bir tavada yağ eritilerek üzerine dökülerek yenir.
PAPA: Mısır unu kaynamakta olan yavaş yavaş verilerek karıştırılır.Tuz ilave edilir.Hamur kıvamına gelince ateşten alınarak bir tepsiye dökülür. Ortasında yuvarlak bir şukur açılır.Bu çukura eritilmiş sarı yağ dökülür. Hamurdan alınan parçalar yağa batırılarak yenir. Yanında ayranda içilebilir.
PUÇİKO: Kurutulmuş taze fasulyeler pişirilir.Suyu süzülür. İçine bulgur veya gendime konularak kaynatılır.Tavada salça ve soğanla kavrulan yağ (anuğ) katılır. Lora sarımsak doğranıp sos yapılarak üzerine dökülüp servis yapılır.
HASUTA: Pekmez suda açılır,biraz un katılır.Tencereye dökülerek karıştırılır.Piştikten sonra tabaklara alınır.Üzerine eritilmiş tereyağı dökülür.
ZÜRBİYET: Tabağa konulan pekmezin üzerine eritilmiş tereyağı dökülür.
PEYNİR ERİTMESİ: Tavada tereyağı eritilir.Buna peynir ilave edilerek ocağın üzerinde karıştırılarak pişirilir.Yumurta da kırılabilir.
PATATES KAVURMASI: Haşlanmış patatesler soyulur, ufalanır. Yağda soğan kavrulur,yumurta da kırılır. Patatesle birlikte tuz konularak kavrulur.
PATATES YEMEĞİ: Patatesler soyulup parçalar halinde doğranır.Bir tencerede yağ soğan ve salça kavrulur.Patatesler dökülür üzerine tuz ve su konarak pişirilir.
PAZİ KOLU KAVURMASI: (Şeker pancarı) Pazı yaprakları suda haşlandıktan sonra doğranır.Yağ,soğan soğan ve yumurta bir tencereye konarak kızartılır. Haşlanmış pazı yaprakları bunların üzerine dökülerek karıştırılır.
TURŞU KAVURMASI:
KAYGANA: Eritilmiş tere yağına yumurta kırılır.Üzerine tuz ilave edilerek pişirilir.
kaynatılır.Tavada salça ve soğanla kavrulan yağ (anuğ) katılır. Lora sarımsak doğranıp sos yapılarak üzerine dökülüp servis yapılır.
KESME AŞİ: Yufka açılır erişte gibi kesilir yalnız eriştedeki gibi ince ince değil de biraz daha kalın kesilir kesilen kesme biraz dinlendirilir tütmaç aşındaki gibi daha sonra tencerede kaynayan suda kaynatılır yine buna da anuğ yapılır yalnız anuğuna bolca soğan doğranır içerisine barbunya 'renkli fasulyede eklenir ve servis yapılır.
CADİ EKMEĞİ: Mısır unu ılık suyla tuz katılarak yoğrulur.Tepsiye yuvarlak,yuvarlak şekiller verilerek dizilip fırına verili
MUREBBE:Erikler ezilir çekirdekleri ayıklanır.Etiyle birlikte pişer.
KORUH:Kızılcıklar pişirilip,süzülür.Kalan suyu katı bir hal alıncaya kadar kaynatılır.Suyla açılarak yemeklerin yanında yenir.
Dağda toplanan pancar veya tarlalarda toplanan yemeklik bitkilerden kurutularak çeşitli yemekler yapılır.
AĞUZ:İneğin doğumundan sonraki ilk sütü. Ağoz’a yumurta kırılıp,tuz ve şeker katılıp karıştırılır.
ğoz katılarak kek de yapılır.
Coğrafi Konumu:
İlçemiz coğrafi konum olarak Erzurum-Artvin ve Ardahan illeri arasında bulunmaktadır. Bu konumun doğal sonucu olarak ortak kültürün yaşandığı ender ilçelerden birisidir.
İlçemiz idari olarak Erzurum'a bağlı olmasına rağmen yaşam yönü ile Artvin folklor özellikleri hakimdir. Buna karşın dil bakımından daha çok Ardahan Posof lehçelerini andırmaktadır.
Ekonomik değeri çok olmasa da aile ekonomisine katkı sağlayacak düzeyde yöreye özgü el tezgahlarında halı, kilim, yastık, cecim, şal ve Karnavas başörtüsü dokumacılığı yapılmaktadır. Dokumacılığı yapılan bu ürünlerin çoğunluğu, yünlerin doğal rengi bozulmadan ve şirin ilçemizin folklorik özelliklerini Olur'lunun el becerisiyle gelecek kuşaklara aktarmaya devam edecek.
a-İlçemizin Yeri:
İlçemiz Erzurum'a 160 km uzaklıkta olup, Doğu Anadolu ile Doğu Karadeniz Bölgesi arasında yer alır. Doğusunda Ardahan-Göle, batısında Artvin-Yusufeli, kuzeyinde Artvin-Ardanuç, güneyinde Oltu ve Şenkaya ilçeleri ile çevrili, 1300 m.rakımlı, 820 km kare yüzölçümüne sahiptir.
b-İlçenin Yeryüzü Şekilleri:
1.Önemli Dağları: İlçenin kuzey ve güney istikametinde sıra dağlar ve bu dağları kesen derin vadiler mevcuttur. İlçenin kuzeyinde platolara da rastlanır. İlçenin en önemli dağları şunlardır. Akdağ 2342 m. Zamp Dağı 2745 m. Sarıbaba Tepesi 2605 m. ve Pancarlı Tepesi 2697 m. Horasan Tepesi 2842 metredir.
2.Akarsuları: Çoruh Nehri'nin bir kolu olan Oltu Çayı ilçemiz sınırları içerisinde doğu-batı istikametine devam ederken tamamen ilçemiz sınırları içerisinde kaynağını alan ve ilçenin kuzeydoğu istikametinden güneye doğru yol alarak Oltu Çayı'na kavuşan Alabalık Suyu ile Kızılçay akarsuları önemli akarsularındandır.
3.İklim ve Bitki Örtüsü: Doğu Anadolu ile Karadeniz iklimi arasında bir geçit iklimi hüküm sürmektedir. İlçenin rakımı yüksek kuzey kesimlerinde iklim oldukça serttir ve kar yağışı çokça görülmektedir. Bu kesimlerde kışları 2 metreye varan kar yağışı nadiren de olsa görülmektedir. İlçe merkezi ile güney kesimlerde ılıman iklim hüküm sürmektedir ve daha ziyade Doğu Karadeniz iklimi hüküm sürmektedir. Yağışlar yağmur şeklinde olmaktadır. Dere Köyleri diye tabir ettiğimiz (savayil Tavusker, Hükam, Ortiz, Karnavas Parisor v.b gibi) kar yağışı çok ender görülür. İlçenin ortalama yıllık yağış miktarı toplamı 350,6 metreküpter.
Olur ilçesinin beş köyünde koç heykelleri vardır: Ilıkaynak (Arkünis), Yaylabaşı (Kamis), Uzunharman (Haydos), Ekinlik (Oğdadap) ve Taşgeçit (Gesmani) köylerinden bulunan Koç Heykelleri, Orta Asya Türk kültürünün Anadolu'ya uzanan kültür halkasındaki eserlerden sadece bir kaçıdır. Bu koç heykellerinin içinde dikkati çekenler Kamis köyünde ve Haydos köyünde olanlardır. Kamis'te bulunan sheykelde çift başlı kartal kabartması Haydos'dakinde ise aslan kabartmaları vardır. hangi dönemlerde yapıldıkları kesin olarak bilinmeyen bu heykeller en kötü ihtimalle veya muhtemelen Karakoyunlu ve Akkoyunlular zamanından kalmıştır.
Eğlek Gözetleme Kulesi
Pertus Ören Yeri :
Olur’un 17 km . güneybatısında bulunan Eğlek (Ortiz) Köyü sınırları içerisindedir. Köyün güneydoğusunda “Pertus” denilen tepenin üzerindedir. Pertus Şehrinin Rum – Pontus kralı Dikran tarafından kurulduğu söylenmektedir. Tam bir harabe olan ören yerinde yapıların temelleri göze çarpmaktadır
Çataksu ( Tavusker) Köyü Külliyesi
Olur ilçe merkezine 40 km. uzaklıkta bulunan Çataksu (Tavusker) köyündedir. XVII. ve XVIII.yıllarda Ahılkelek – Ahıska asıllı Türk Beylerinin Çataksu’da oturdukları bilinmektedir.XVII. yüzyılında bu beyler tarafından yaptırılmış bir saray , bir hamam ,baldanken tarzında bir türbe ve çoğunluğu ahşap malzemeden yapılmış bir cami , bu külliyeyi oluşturmaktadır.
Saray 1940 yıllarda yıkılmış hamam ise sarayın 100 m. İlerisinde bulunup derenin zaman zaman taşması neticesinde oda yıkılmıştır.
Türbe caminin 25 m. Kadar uzağında bulunmamaktadır. Dört yanı açık , altı kesme taş , üstü tuğla kemerler üzerine kubbe ile örtülmüş bir yapıdır. Ortasında Hemşin oğullarından bir kadına ait bir mezar vardır.
Cami ; birçok onarım geçirerek günümüze kadar gelmiştir. Dışarıdan basit görünen ve duvar aralarında yer yer ahşap kirişlerin bulunduğu caminin orijinal pencere şebekeleri de ahşaptır.Ahşap boyama ile süslü tavanı ,ahşap direkleri ahşap mihrabı , ahşap müezzin mahfili ile muhteşem bir yapıdır.Giriş kapısındaki kitabesinden caminin , H. 1082/M.1671 tarihinde Derviş Mehmet isimli bir şahıs tarafından yaptırıldığı anlaşılıyor
EĞLEK KÖYÜ ÇEŞME KİTABELERİ
Olur’a 12 km. mesafede bulunan Eğlek (Ortiz ) Köyünde iki çeşme kitabesi mevcuttur .Biri dikdörtgen şeklinde mermerden yapılı olup caminin yanındaki çeşmenin üstündedir. Diğeri ise , oval şeklinde mermerden olup yukarı mahallede köy sakinlerinden Muhittin ÖZKAN’ın evinin önündeki çeşmeye aittir . Ancak bu kitabe yerinden sökülmüş olup evde muhafaza edilmektedir. Kitabelerin yazım tarzı ve içeriği aynıdır. Kitabelerden anlaşıldığına göre H.1266 / M.1850 yılında Havva adlı bir kadın tarafından bu çeşmeler yaptırılmıştır .Köyün yaşlılarından Ali DAĞDELEN de bu çeşmeleri Mustafa ve Osman adında iki zatın İstanbul’dan bir katır yükü para getirerek yaptırdıklarını parayı da Havva adında bir kadının verdiğini belirtiyor. Caminin yanındaki çeşme halen kullanılmakta olup , yukarıdaki çeşme ise köyde çıkan bir ihtilaf sebebi ile kullanılmamaktadır.


Olur ilçesinin beş köyünde koç heykelleri vardır.Ilıkaynak (Arkünis),Yaylabaşı (Kâmis) , Uzunharman (Haydos) , Ekinlik (Oğdadap) ve Taşgeçit (Gesmanni) köylerinde bulunan koç heykelleri , Orta Asya Türk kültürünün Anadolu’ya uzanan kültür halkasındaki eserlerden sadece bir kaçıdır.Bu koç heykellerinin içinde dikkati çekenler Yaylabaşı köyünde ve uzun harman köyünde olanlardır.Yaylabaşı köyündeki heykelde “çift başlı kartal” kabartması ,Uzunharman köyündekinde de “aslan” kabartmaları vardır.Hangi dönemlerde yapıldıklarını kesin olarak bilmediğimiz bu heykeller en kötü ihtimalle Kar Koyunlu veya Ak Koyunlulardan kalmıştır.
Kaynak:olurluyuz.com

VANK KİLİSESI ve HARABESİ
Vank kelimesi "kilise anlamına gelmektedir. Bu gün bir kilisesi ve harabelerin bulunduğu bölge böyle bir yerleşim yeri , Olur'un 25 km kuzey batısında Ulahur Boğazı - Vank deresi ve Perisor Dağlarının alçalarak Vank tepesi ili birleşim yerinde kurulmuştur. Köye 12 km yakınındaki Çataksu köyünden gidilmektedir. Uç yandan kayalıklarla çevrili kalenin sekli araziye uydurulmuş uç gen biçiminde dır. Kale içinde meydanda sarnıçlar, ambarlar yer almaktadır. Ayrıca kale yakınlarında Rum - Pontus devleti zamanında onarımlar geçirmiş birde kilise bulunmaktadır.
İki katli olarak inşa edilmiş kilisenin birinci katında Hıristiyanlığın çevrede yayılışı sırasında sert kalkerlerden yapılmış yüz kişilik bir salon bulunmaktadır. Salon , kayının oyulması ile elde edilmiştir. İçerisinde 4 şutun yerleştirilerek tavana destek verilmiştir. Sonraki tarihlerde de ( V - VI yüzyıllar ) bu kaya oyma kilisenin üzerine kesme tastan ve kireçli harçtan bazilikal tipte ikinci kat inşa edilmiştir . Bazilikanın ortası kubbelidir. Sonraları çeşitli onarımlar geçiren yapıda üzerleri çeşitli bitki motifleriyle dekore edilmiş sütun, kapı ve pencere süsleri , kilisenin sanat değerini artırmaktadır. Ayrıca Hıristiyanlıkla ilgili çeşitli freske resimler de iç duvarlarda yer almaktadır. Kilisenin çevresinde Hıristiyanlıkla ilgili çeşitli yapılarla burası bir manastır halini almıştır

GÖZETLEME KULELERİ
Olur, eski bir geçmişe sahip olması nedeni ile tarihi bakımdan oldukça zengindir. Olur bölgesini kontrol eden bazı kale ve gözetleme kuleleri eski ve orta çağlardan kalmıştır.
Gözetleme kulesi olarak belirteceğimiz ilk yapı şimdiki Ardahan- Olur- Artvin yolunun Olur yol ayrımında ,Köprübaşı Köyündedir.Buradan Olur’a ayrılan yolun 500 m. İlerisinde sağda bir tepenin üstünde bulunan “Gözetleme Kulesi” ,Ortaçağda bu vadiyi denetleyen bir karakol görevini üstlenmiştir. Ortaçağdan kaldığı tahmin olunan diğer kale ve gözetleme kuleleri ise şu köylerde bulunmaktadır: Aşağı Karacasu (Aşağı Peneskerk), Beğendik (Pırdanos), Kaledibi, Filizli (Kâraşot), Keçili (Niyakom), Merkez Kaledibi mevkii , Oğuzkent (Horket)Atlı (Ori), Eğlek (Ortiz) , Ilıkaynak (Arkünis), Ekinlik (Oğdadap), Kaban ve Sarıbaşak (Haynes). Ancak bu kale ve gözetleme kuleleri harap bir durumdadır. Bu yapıların bir özelliği vardır ,o da her biri bir diğerini görebilecek şekilde hakim tepeler üzerine yapılmalarıdır
Yorumlar (0 Gönderilenler):
Yorum Gönder